Yapay zekâ teknolojilerinin hızla yaygınlaşması, dijital dünyanın görünmeyen altyapısı olan veri merkezlerinde de büyük bir dönüşümü beraberinde getiriyor. Artan işlem gücü, daha yüksek enerji tüketimi ve yoğun ısı üretimi anlamına gelirken, veri merkezlerinin soğutulması artık yalnızca teknik bir konu olmaktan çıkıp yatırım ve sürdürülebilirlik açısından stratejik bir başlığa dönüşüyor.
Bu dönüşüm, 23 Eylül’de İstanbul MEXT Teknoloji Merkezi’nde düzenlenen Danfoss Data Center Dayetkinliğinde sektör temsilcileri tarafından ele alındı. İstanbul Danimarka Başkonsolosluğu iş birliğiyle gerçekleştirilen etkinlikte, yapay zekâ çağında veri merkezlerinin tasarımı, enerji verimliliği, soğutma teknolojileri ve atık ısının yeniden değerlendirilmesi gibi başlıklar gündeme geldi.
Yapay zekâ veri merkezlerinin enerji profilini değiştiriyor
Yapay zekâ uygulamalarının yaygınlaşmasıyla birlikte veri merkezlerinde kullanılan işlem gücü önemli ölçüde artıyor. Bunun doğal sonucu olarak elektrik ihtiyacı ve sunucuların oluşturduğu ısının yönetilmesi de daha kritik hale geliyor.
Uluslararası Enerji Ajansı’nın (IEA) verilerine göre veri merkezleri 2024 yılında dünya genelindeki elektrik tüketiminin yaklaşık yüzde 1,5’ini, yani 415 teravatsaatlik tüketimi oluşturdu. IEA, küresel veri merkezi elektrik tüketiminin 2030’a kadar iki kattan fazla artarak yaklaşık 945 teravatsaate ulaşmasını bekliyor. Bu artışın en önemli itici güçlerinden biri ise yapay zekâya yönelik hızlandırılmış bilgi işlem altyapısı.
Bu tablo, yapay zekânın yalnızca yazılım ve işlemci teknolojilerini değil, veri merkezlerinin elektrik, soğutma ve enerji yönetimi altyapısını da doğrudan etkilediğini gösteriyor.
Soğutma sistemleri kritik altyapıya dönüşüyor
Danfoss Data Center Day’in öne çıkan başlıklarından biri de artan işlem yoğunluğunun oluşturduğu ısının nasıl yönetileceği oldu.
Danfoss Hiper Ölçekli Veri Merkezleri Portföy Yöneticisi Prunelia Stuart, yapay zekânın veri merkezlerinin enerji profilini değiştirdiğine dikkat çekerek, soğutmanın her projede kritik kararlardan biri haline geldiğini belirtti. Stuart, hava ve sıvı soğutmanın birlikte değerlendirilebileceğini ve çözümün veri merkezinin ihtiyaçlarına göre şekillendirilmesi gerektiğini ifade etti.
Özellikle yüksek yoğunluklu yapay zekâ sistemlerinde sıvı soğutma teknolojileri daha fazla gündeme geliyor. 2026 tarihli IEA 4E çalışmasına göre sıvı soğutma, sunucu düzeyinde yaklaşık yüzde 8, tesis düzeyinde ise yüzde 30-40arasında enerji tasarrufu potansiyeli taşıyabiliyor; toplam tesis tasarrufunun ise yaklaşık yüzde 10-21 seviyesinde olabileceği belirtiliyor. Çalışma, yüksek ilk yatırım maliyeti ve standartlaşma eksikliğini ise yaygınlaşmanın önündeki engeller arasında gösteriyor.
“Sıvı soğutma” neden öne çıkıyor?
Yapay zekâ için kullanılan yüksek performanslı GPU ve benzeri işlemcilerin oluşturduğu ısı, geleneksel hava soğutma sistemlerinin karşı karşıya olduğu yükü artırıyor.
Bu nedenle yeni nesil veri merkezlerinde sıvı soğutma, yüksek yoğunluklu işlem altyapısının önemli seçeneklerinden biri haline geliyor. Sektör analizlerinde de yapay zekâ iş yükleriyle birlikte raf yoğunluklarının yükselmesinin sıvı soğutmaya yönelik ilgiyi artırdığı belirtiliyor.
Danfoss etkinliğinde de hava soğutmadan sıvı soğutmaya, hidronik sistemlerden güç dönüşümüne kadar farklı teknolojilerin birlikte değerlendirilmesi gerektiği vurgulandı. Şirketin veri merkezi portföyünde yüksek yoğunluklu yapay zekâ iş yüklerine yönelik CoolTrain sıvı soğutma çözümleri, ısı eşanjörleri, akıllı kontrol sistemleri ve hidronik akış kontrol teknolojileri bulunuyor.
Veri merkezlerinin atık ısısı yeniden kullanılabilir
Etkinlikte dikkat çeken başlıklardan biri de veri merkezlerinde oluşan atık ısının değerlendirilmesi oldu.
Veri merkezlerinde sunucuların çalışması sırasında ortaya çıkan ısı çoğu zaman soğutma sistemleri aracılığıyla ortamdan uzaklaştırılıyor. Ancak yeni yaklaşım, bu ısının tamamen atılmak yerine uygun altyapının bulunduğu bölgelerde yeniden kullanılabilmesini gündeme getiriyor.
Danfoss etkinliğinde konuşan Viegand Maagøe Kurumsal Yönetim ve Kamu İlişkileri Uzman Danışmanı Jakob Byg Hornbek, sıvı soğutmayla ortaya çıkan ısının bir kaynak olarak değerlendirilebileceğini ve veri merkezlerinin bu potansiyeli dikkate alacak şekilde tasarlanması gerektiğini belirtti.
Danfoss’un kendi veri merkezi yaklaşımında da enerji verimliliği, yüksek verimli soğutma ve atık ısı geri kazanımıbirlikte ele alınıyor.
Türkiye’nin veri merkezi ekosistemi de masaya yatırıldı
Etkinlik yalnızca teknolojik çözümlerin konuşulduğu bir toplantı olmadı. Veri merkezi yatırımcıları ve geliştiricileri, finans ve yatırım uzmanları, kamu ve diplomatik temsilciler, mühendislik ve danışmanlık şirketleri ile telekomünikasyon ve teknoloji sektöründen temsilciler bir araya geldi.
Programdaki “Yapay Zekâ Çağında Veri Merkezi Tasarımı & Soğutma Stratejileri” panelinde yapay zekânın veri merkezi tasarımına etkileri değerlendirilirken, “Türkiye’nin Veri Merkezi Ekosistemi: Sürdürülebilir Büyüme ve Dijital Gelecek” başlıklı oturumda Türkiye’deki veri merkezi yatırımları, kamu politikaları ve dijital altyapının geleceği ele alındı.
Enerji, su ve sürdürülebilirlik aynı denklemde
Veri merkezlerinin büyümesi yalnızca elektrik tüketimini gündeme getirmiyor. Soğutma sistemlerinin kullandığı su, enerji kaynağının niteliği ve ortaya çıkan atık ısının değerlendirilmesi de sektörün sürdürülebilirlik gündeminin parçaları haline geliyor.
Avrupa Komisyonu da veri merkezlerinin artan enerji ihtiyacının yanı sıra soğutma için kullanılan su ve karbon emisyonlarının çevresel etkilerine dikkat çekiyor. Kurum, enerji verimliliğinin yanı sıra yenilenebilir enerji kullanımı ve atık ısının yakındaki tesislerde veya ısıtma şebekelerinde değerlendirilmesini öne çıkarıyor.
Bu nedenle yapay zekâ çağında veri merkezi yatırımlarında yalnızca daha güçlü sunucular kurmak değil; enerjiyi nasıl sağlayacağı, oluşan ısıyı nasıl yöneteceği ve kaynakları ne kadar verimli kullanacağı da tasarımın temel parçaları arasında yer alıyor.
Danfoss Data Center Day’de ortaya çıkan tartışmalar da veri merkezlerinin geleceğinde yapay zekâ, enerji verimliliği, sıvı soğutma, hidronik teknolojiler ve atık ısı geri kazanımının giderek daha fazla birlikte ele alınacağını ortaya koydu.






Yorumlar