Türkiye ve dünyadan son dakika haberleri 18 Ekim 2026, Pazar
POPÜLER: son dakika gündem ekonomi spor teknoloji
DOLAR47,6085●
EURO54,8736●
ALTIN0,00●
BIST0,00●
İzmir19°CAçık
SON DAKİKA
TÜMÜ →
Gündem

Merdan Yanardağ söyleşisinde basın özgürlüğü çağrısı: “Özgür basın olmadan siyaset yapılamaz”

Yayıncılar Kooperatifi’nde (YayKoop) düzenlenen Merdan Yanardağ söyleşisinde gazeteciler Barış Terkoğlu, Bahadır Özgür, Ercüment Akdeniz, Filiz Gazi, Burcu Uğur ve Sevim Kahraman Yanardağ, bağımsız medyaya yönelik baskıları, tutuklu gazetecilerin durumunu ve dayanışmanın önemini gündeme taşıdı. Söyleşide, basın özgürlüğünün yalnızca gazetecilerin değil, toplumun tamamının meselesi olduğu vurgulanırken siyasi partilere ortak mücadele çağrısı yapıldı.

Merdan Yanardağ’a destek amacıyla gerçekleştirilen buluşmada, gazetecilik faaliyetleri nedeniyle yaşanan gözaltı ve tutuklamalar, medya kuruluşlarına yönelik müdahaleler ve özgür basının geleceği tartışıldı. Konuşmacılar, Yanardağ’ın tutukluluğunu yalnızca kişisel bir hukuk meselesi olarak değil, Türkiye’deki basın özgürlüğü ve siyasal ortamla bağlantılı bir gelişme olarak değerlendirdi.

Barış Terkoğlu: “Merdan Yanardağ’ın hikâyesi rejimin niteliğini gösteriyor”

Gazeteci Barış Terkoğlu, Merdan Yanardağ ile yaklaşık 27 yıllık tanışıklığına değinerek onun siyasi düşünce dünyasındaki etkisini anlattı. Yanardağ’ın farklı dönemlerde yaşadığı tutuklulukları değerlendiren Terkoğlu, bu süreçlerin Türkiye’nin siyasi ve toplumsal dönüşümünden bağımsız ele alınamayacağını savundu.

Yanardağ’ın gençlik yıllarından başlayarak farklı dönemlerde cezaevine girdiğini hatırlatan Terkoğlu, son soruşturmanın da bu tarihsel çizgi içerisinde değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Yanardağ’ın tutukluluğunun yalnızca bir gazetecinin yaşadığı süreç olarak görülmemesi gerektiğini ifade eden Terkoğlu, muhalif düşüncenin ve örgütlenme olanaklarının daraltıldığı yönündeki eleştirilerini dile getirdi.

Terkoğlu, Yanardağ’ın özgürlüğüne kavuşması için yalnızca kişisel dayanışmanın yeterli olmayacağını belirterek meselenin daha geniş bir toplumsal mücadeleyle bağlantılı olduğunu söyledi.

Ercüment Akdeniz’den siyasi partilere ortak miting çağrısı

Gazeteci Ercüment Akdeniz, kendi tutukluluk deneyiminden hareketle cezaevindeki gazetecilerin yaşadıklarını anlattı. Silivri’de 247 gün kaldığını ve tahliyesinden bir gün sonra Merdan Yanardağ’ın tutuklandığını belirten Akdeniz, gazetecilerin birbirini izleyen tutukluluk süreçlerine dikkat çekti.

Akdeniz, cezaevinde bulunmanın gazetecilerin düşünsel üretimini bütünüyle durdurmadığını, Yanardağ’ın yazıları ve analizleriyle üretmeye devam ettiğini söyledi. Yanardağ’ın felsefe, edebiyat ve siyasal analizleri bir araya getiren çalışmalarına değinen Akdeniz, bu üretimin önemini vurguladı.

Medya kuruluşlarına yönelik müdahaleler karşısında daha güçlü bir toplumsal tepki verilmesi gerektiğini savunan Akdeniz, siyasi partilere de çağrıda bulundu. Farklı siyasi partilerin kendi mitinglerini düzenlediğini hatırlatan Akdeniz, basın özgürlüğü ve sansüre karşı ortak bir mitingin neden düzenlenmediğini sorguladı.

Akdeniz, basın özgürlüğü mücadelesinin yalnızca gazetecilere ve basın meslek örgütlerine bırakılamayacağını belirterek siyasi partilerin ve toplumsal kesimlerin daha güçlü bir dayanışma sergilemesi gerektiğini ifade etti.

“Merdan Yanardağ bir uyarı işareti”

Söyleşide söz alan gazeteciler, Merdan Yanardağ’ın farklı dönemlerde yaptığı siyasi değerlendirmelere ve gazetecilik anlayışına dikkat çekti. Konuşmacılardan biri, Türkiye’nin kritik siyasi dönemeçlerinde Yanardağ’ın uyarılarda bulunan bir gazeteci olduğunu belirterek onu “bir uyarı işareti” olarak tanımladı.

Yanardağ’ın farklı dönemlerde dile getirdiği eleştirilerin, ülkenin yöneldiği siyasi çizgiye ilişkin tartışmalar açısından önem taşıdığı ifade edildi.

Söyleşide Yanardağ’ın yalnızca gazetecilik çalışmaları değil, entelektüel birikimi, felsefi değerlendirmeleri ve edebiyatla siyaset arasında kurduğu bağ da gündeme geldi. Konuşmacılar, gazeteciliğin güncel olayları aktarmanın ötesinde, toplumsal gelişmeleri kavramsal bir çerçevede ele alma sorumluluğu bulunduğunu belirtti.

Gazetecilerden dayanışmayı büyütme çağrısı

Buluşmada, gazetecilerin gözaltına alınması ve tutuklanması karşısında yaşanan sürecin giderek yoğunlaştığı dile getirildi. Farklı medya kuruluşlarında çalışan gazetecilerin benzer süreçlerle karşı karşıya kalmasının bağımsız habercilik açısından ciddi sonuçlar doğurduğu değerlendirmesi öne çıktı.

Konuşmacılar, gazetecilerin haber yapma, araştırma ve eleştirel düşünceyi kamuoyuna aktarma faaliyetlerinin demokratik toplum açısından taşıdığı öneme dikkat çekti. Basın özgürlüğünün yalnızca yayın kuruluşlarının varlığını sürdürmesiyle sınırlı olmadığı; farklı düşüncelerin ifade edilebilmesi, halkın haber alma hakkının korunması ve kamusal tartışma ortamının yaşatılmasıyla doğrudan bağlantılı olduğu vurgulandı.

Söyleşide, gazetecilerin tutuklanmasına yönelik tepkilerin sosyal medya paylaşımları ve sembolik eylemlerle sınırlı kalmaması gerektiği de ifade edildi. Daha geniş katılımlı, ortak ve sürdürülebilir bir dayanışmanın oluşturulması gerektiği görüşü dile getirildi.

“Halk bizi yalnız bırakmayın çağrısını duyuyor mu?”

Buluşmada Merdan Yanardağ’ın duruşmada dile getirdiği, “Biz gazeteciler halkı hiçbir zaman unutmadık. Halk bunu biliyor mu, bilmiyorum” sözleri de gündeme geldi.

Bu sözlerin gazeteciler ile toplum arasındaki dayanışmanın yeniden değerlendirilmesi gerektiğine işaret ettiği belirtildi. Yanardağ’ın mesajı, bağımsız basının yalnız bırakılmaması yönünde bir çağrı olarak değerlendirilirken yaşanan süreçlerde dayanışmanın daha güçlü ve görünür hale gelmesi gerektiği ifade edildi.

Söyleşide öne çıkan ortak değerlendirme, basın özgürlüğünün yalnızca gazetecilerin kendi imkânlarıyla sürdürebileceği bir mücadele olmadığı yönündeydi. Konuşmacılar, özgür medyanın korunması için toplumun, sivil toplum kuruluşlarının, sendikaların ve siyasi partilerin daha etkili bir dayanışma geliştirmesi gerektiğine dikkat çekti.

YayKoop’ta gerçekleştirilen buluşma, Merdan Yanardağ’a destek mesajlarının yanı sıra Türkiye’de bağımsız gazeteciliğin geleceği, medya üzerindeki baskılar ve özgür basın için ortak mücadele ihtiyacı etrafında şekillendi.

Haberi Paylaş Bu haberi sosyal medyada paylaşabilirsiniz.
YAZAR

Ceyda

Yazarın diğer haber ve köşe yazılarına ulaşabilirsiniz.

Tüm Yazıları →
OKUYUCU GÖRÜŞLERİ

Yorumlar

Habere yorum yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

DEVAMINI OKUYUN

İlgili Haberler

Gündem

Fenerbahçe’nin İptal Edilen Golü Tartışma Yarattı: Eski Hakemlerden VAR’a Sert Eleştiri

Fenerbahçe’nin Alanyaspor karşısında 3-0 kazandığı maçta İrfan Can Kahveci’nin attığı ikinci golün iptal edilmesi, hakem kararlarını yeniden gündeme taşıdı. Eski hakemler, gol öncesindeki faul gerekçesiyle yapılan VAR müdahalesinin hatalı olduğunu savunurken, maçın hakemi Çağdaş Altay’ın kararı da tartışmaların odağına yerleşti. Trendyol Süper Lig’in 8. haftasında Corendon Alanyaspor’u sahasında 3-0 mağlup eden Fenerbahçe, karşılaşmanın ardından bu kez hakem kararlarıyla gündeme geldi. Mücadelenin ikinci yarısında İrfan Can Kahveci’nin filelere gönderdiği topun faul gerekçesiyle geçersiz sayılması, futbol kamuoyunda geniş yankı uyandırdı. Tartışmanın merkezinde, gol öncesindeki pozisyonun VAR protokolü kapsamında yeniden değerlendirilip değerlendirilemeyeceği yer aldı. Eski hakemler Bülent Yıldırım ve Aleks Taşçıoğlu, pozisyonu değerlendirerek golün iptal edilmesine yönelik eleştirilerini dile getirdi. VAR müdahalesinin sınırları tartışılıyor Eski hakem Bülent Yıldırım, gol öncesinde yaşanan pozisyonun VAR tarafından yeniden değerlendirilmesinin doğru olmadığını savundu. Yıldırım’a göre tartışmalı müdahale sırasında top henüz Alanyasporlu futbolcuların kontrolündeydi ve söz konusu pozisyon, Fenerbahçe’nin golle sonuçlanan hücumunun başlangıç aşaması içerisinde değerlendirilemezdi. Yıldırım, VAR’ın geçmişteki her ihlale müdahale edemeyeceğini belirterek, incelemenin belirli kurallar ve hücum başlangıç aşaması çerçevesinde yapılması gerektiğine dikkat çekti. Deneyimli eski hakem, bu pozisyonda VAR müdahalesine gerek olmadığını ve golün iptal edilmesinin ciddi bir hata olduğunu ifade etti. Aleks Taşçıoğlu da benzer bir değerlendirmede bulunarak, hakemin VAR incelemesi sırasında pozisyonu kendi değerlendirmesiyle ele alması gerektiğini vurguladı. Taşçıoğlu, yapılan müdahalenin hatalı olduğu görüşünü dile getirdi. Fenerbahçe’nin diğer tartışmalı pozisyonları da değerlendirildi Karşılaşmada yalnızca iptal edilen ikinci gol değil, başka hakem kararları da gündeme geldi. Fenerbahçe’nin kazandığı penaltı öncesinde yaşanan ofsayt tartışması, penaltı vuruşunun ardından İrfan Can Kahveci’nin tamamladığı ve geçersiz sayılan gol ile Alanyaspor’un penaltı beklediği pozisyon, eski hakemlerin değerlendirmelerine konu oldu. Penaltı vuruşundan dönen topu ağlara gönderen İrfan Can Kahveci’nin golünün iptal edilmesi ise ayrı bir başlık oluşturdu. Bu pozisyonda milli futbolcunun vuruş öncesinde ceza sahasına erken girmesi nedeniyle yapılan iptal, kural çerçevesinde değerlendirildi. Böylece karşılaşmada Fenerbahçe lehine ve aleyhine verilen kararlar farklı yönleriyle tartışılırken, en büyük tepki ikinci golün iptaline yönelik VAR müdahalesinde yoğunlaştı. Galibiyetin önüne hakem tartışması geçti Alanyaspor karşısında üç golle galip gelen Fenerbahçe, derbi öncesinde önemli bir galibiyet elde etti. Ancak maçın ardından yapılan hakem değerlendirmeleri, skorun yanı sıra VAR uygulamalarının da gündemde kalmasına neden oldu. Özellikle hücum başlangıç aşamasının nasıl belirleneceği ve VAR’ın hangi durumlarda oyuna müdahale edebileceği soruları, tartışmanın temelini oluşturdu. Eski hakemlerin iptal kararını hatalı bulması, karşılaşmadaki pozisyonun futbol kamuoyunda tartışılmaya devam edeceğine işaret etti.

18.10.2026 13:46◉ 0
Gündem

İstanbul’daki Sel Felaketinde Can Kaybı 5’e Yükseldi: Kayıplar İçin Arama Çalışmaları Sürüyor

İstanbul’da etkili olan şiddetli sağanak yağışın yol açtığı sel felaketinde can kaybı 5’e yükseldi. Kayıp vatandaşlara ulaşmak için arama kurtarma çalışmaları devam ederken, özellikle Sarıyer Ayazağa’da ekiplerin yoğun mesaisi sürüyor. İstanbul’da 14 Ekim’de etkisini artıran kuvvetli yağışlar, kent genelinde su baskınlarına, taşkınlara ve ulaşımda ciddi aksamalara neden oldu. Bazı bölgelerde araçlar sel sularına kapılırken, ev ve iş yerlerini su bastı. Afetin ardından başlatılan arama kurtarma çalışmaları ise beşinci gününde devam ediyor. Ayazağa’da 17 kilometrelik hat taranıyor İstanbul Valisi Davut Gül, Sarıyer’in Ayazağa Mahallesi’nde yürütülen çalışmalara ilişkin yaptığı açıklamada, kayıp üç vatandaşa ulaşmak için aramaların sürdüğünü bildirdi. Ekiplerin 17 kilometrelik dere hattında karada, denizde ve dere içerisinde çalışmalarını sürdürdüğü belirtildi. Bölgede selin ardından hasar tespit, temizlik ve yıkım çalışmaları da devam ediyor. Dere yatağındaki yapıların kaldırılmasına yönelik çalışmaların sürdüğünü belirten Vali Gül, yıkımların tamamlanmasının ardından İSKİ’nin dere ıslahı projesinin önündeki engellerin kaldırılacağını ifade etti. Selin bilançosu ağırlaşıyor İstanbul’da yaşanan sel felaketi, can kayıplarının yanı sıra çok sayıda bölgede ciddi hasara yol açtı. Şiddetli yağış nedeniyle yollar ve alt geçitler su altında kalırken, dere yataklarının taşması bazı mahallelerde yaşamı olumsuz etkiledi. Kurtarma ekipleri, mahsur kalan vatandaşlara ulaşmak ve kayıpları bulmak için çalışmalarını sürdürdü. Yetkililer, arama kurtarma faaliyetlerinin yanı sıra hasar tespit çalışmalarına da devam ediyor. Selden etkilenen bölgelerde temizlik ve altyapı çalışmaları yürütülürken, dere yataklarındaki yapılaşma ve taşkın riskine karşı alınacak önlemler de yeniden gündeme geldi. İstanbul’daki sel felaketinde can kaybının 5’e yükselmesi, kentte yaşanan afetin boyutunu bir kez daha ortaya koydu. Kayıp vatandaşlara ulaşılması için çalışmaların aralıksız sürdüğü bildirildi.

18.10.2026 13:40◉ 0
HABER BÜLTENİ

Önemli gelişmeleri kaçırmayın