Yayıncılar Kooperatifi’nde (YayKoop) düzenlenen Merdan Yanardağ söyleşisinde gazeteciler Barış Terkoğlu, Bahadır Özgür, Ercüment Akdeniz, Filiz Gazi, Burcu Uğur ve Sevim Kahraman Yanardağ, bağımsız medyaya yönelik baskıları, tutuklu gazetecilerin durumunu ve dayanışmanın önemini gündeme taşıdı. Söyleşide, basın özgürlüğünün yalnızca gazetecilerin değil, toplumun tamamının meselesi olduğu vurgulanırken siyasi partilere ortak mücadele çağrısı yapıldı.
Merdan Yanardağ’a destek amacıyla gerçekleştirilen buluşmada, gazetecilik faaliyetleri nedeniyle yaşanan gözaltı ve tutuklamalar, medya kuruluşlarına yönelik müdahaleler ve özgür basının geleceği tartışıldı. Konuşmacılar, Yanardağ’ın tutukluluğunu yalnızca kişisel bir hukuk meselesi olarak değil, Türkiye’deki basın özgürlüğü ve siyasal ortamla bağlantılı bir gelişme olarak değerlendirdi.
Barış Terkoğlu: “Merdan Yanardağ’ın hikâyesi rejimin niteliğini gösteriyor”
Gazeteci Barış Terkoğlu, Merdan Yanardağ ile yaklaşık 27 yıllık tanışıklığına değinerek onun siyasi düşünce dünyasındaki etkisini anlattı. Yanardağ’ın farklı dönemlerde yaşadığı tutuklulukları değerlendiren Terkoğlu, bu süreçlerin Türkiye’nin siyasi ve toplumsal dönüşümünden bağımsız ele alınamayacağını savundu.
Yanardağ’ın gençlik yıllarından başlayarak farklı dönemlerde cezaevine girdiğini hatırlatan Terkoğlu, son soruşturmanın da bu tarihsel çizgi içerisinde değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Yanardağ’ın tutukluluğunun yalnızca bir gazetecinin yaşadığı süreç olarak görülmemesi gerektiğini ifade eden Terkoğlu, muhalif düşüncenin ve örgütlenme olanaklarının daraltıldığı yönündeki eleştirilerini dile getirdi.
Terkoğlu, Yanardağ’ın özgürlüğüne kavuşması için yalnızca kişisel dayanışmanın yeterli olmayacağını belirterek meselenin daha geniş bir toplumsal mücadeleyle bağlantılı olduğunu söyledi.
Ercüment Akdeniz’den siyasi partilere ortak miting çağrısı
Gazeteci Ercüment Akdeniz, kendi tutukluluk deneyiminden hareketle cezaevindeki gazetecilerin yaşadıklarını anlattı. Silivri’de 247 gün kaldığını ve tahliyesinden bir gün sonra Merdan Yanardağ’ın tutuklandığını belirten Akdeniz, gazetecilerin birbirini izleyen tutukluluk süreçlerine dikkat çekti.
Akdeniz, cezaevinde bulunmanın gazetecilerin düşünsel üretimini bütünüyle durdurmadığını, Yanardağ’ın yazıları ve analizleriyle üretmeye devam ettiğini söyledi. Yanardağ’ın felsefe, edebiyat ve siyasal analizleri bir araya getiren çalışmalarına değinen Akdeniz, bu üretimin önemini vurguladı.
Medya kuruluşlarına yönelik müdahaleler karşısında daha güçlü bir toplumsal tepki verilmesi gerektiğini savunan Akdeniz, siyasi partilere de çağrıda bulundu. Farklı siyasi partilerin kendi mitinglerini düzenlediğini hatırlatan Akdeniz, basın özgürlüğü ve sansüre karşı ortak bir mitingin neden düzenlenmediğini sorguladı.
Akdeniz, basın özgürlüğü mücadelesinin yalnızca gazetecilere ve basın meslek örgütlerine bırakılamayacağını belirterek siyasi partilerin ve toplumsal kesimlerin daha güçlü bir dayanışma sergilemesi gerektiğini ifade etti.
“Merdan Yanardağ bir uyarı işareti”
Söyleşide söz alan gazeteciler, Merdan Yanardağ’ın farklı dönemlerde yaptığı siyasi değerlendirmelere ve gazetecilik anlayışına dikkat çekti. Konuşmacılardan biri, Türkiye’nin kritik siyasi dönemeçlerinde Yanardağ’ın uyarılarda bulunan bir gazeteci olduğunu belirterek onu “bir uyarı işareti” olarak tanımladı.
Yanardağ’ın farklı dönemlerde dile getirdiği eleştirilerin, ülkenin yöneldiği siyasi çizgiye ilişkin tartışmalar açısından önem taşıdığı ifade edildi.
Söyleşide Yanardağ’ın yalnızca gazetecilik çalışmaları değil, entelektüel birikimi, felsefi değerlendirmeleri ve edebiyatla siyaset arasında kurduğu bağ da gündeme geldi. Konuşmacılar, gazeteciliğin güncel olayları aktarmanın ötesinde, toplumsal gelişmeleri kavramsal bir çerçevede ele alma sorumluluğu bulunduğunu belirtti.
Gazetecilerden dayanışmayı büyütme çağrısı
Buluşmada, gazetecilerin gözaltına alınması ve tutuklanması karşısında yaşanan sürecin giderek yoğunlaştığı dile getirildi. Farklı medya kuruluşlarında çalışan gazetecilerin benzer süreçlerle karşı karşıya kalmasının bağımsız habercilik açısından ciddi sonuçlar doğurduğu değerlendirmesi öne çıktı.
Konuşmacılar, gazetecilerin haber yapma, araştırma ve eleştirel düşünceyi kamuoyuna aktarma faaliyetlerinin demokratik toplum açısından taşıdığı öneme dikkat çekti. Basın özgürlüğünün yalnızca yayın kuruluşlarının varlığını sürdürmesiyle sınırlı olmadığı; farklı düşüncelerin ifade edilebilmesi, halkın haber alma hakkının korunması ve kamusal tartışma ortamının yaşatılmasıyla doğrudan bağlantılı olduğu vurgulandı.
Söyleşide, gazetecilerin tutuklanmasına yönelik tepkilerin sosyal medya paylaşımları ve sembolik eylemlerle sınırlı kalmaması gerektiği de ifade edildi. Daha geniş katılımlı, ortak ve sürdürülebilir bir dayanışmanın oluşturulması gerektiği görüşü dile getirildi.
“Halk bizi yalnız bırakmayın çağrısını duyuyor mu?”
Buluşmada Merdan Yanardağ’ın duruşmada dile getirdiği, “Biz gazeteciler halkı hiçbir zaman unutmadık. Halk bunu biliyor mu, bilmiyorum” sözleri de gündeme geldi.
Bu sözlerin gazeteciler ile toplum arasındaki dayanışmanın yeniden değerlendirilmesi gerektiğine işaret ettiği belirtildi. Yanardağ’ın mesajı, bağımsız basının yalnız bırakılmaması yönünde bir çağrı olarak değerlendirilirken yaşanan süreçlerde dayanışmanın daha güçlü ve görünür hale gelmesi gerektiği ifade edildi.
Söyleşide öne çıkan ortak değerlendirme, basın özgürlüğünün yalnızca gazetecilerin kendi imkânlarıyla sürdürebileceği bir mücadele olmadığı yönündeydi. Konuşmacılar, özgür medyanın korunması için toplumun, sivil toplum kuruluşlarının, sendikaların ve siyasi partilerin daha etkili bir dayanışma geliştirmesi gerektiğine dikkat çekti.
YayKoop’ta gerçekleştirilen buluşma, Merdan Yanardağ’a destek mesajlarının yanı sıra Türkiye’de bağımsız gazeteciliğin geleceği, medya üzerindeki baskılar ve özgür basın için ortak mücadele ihtiyacı etrafında şekillendi.








Yorumlar